EMEK, AÇLIK, YOKSULLUK ve AHMAK KAPİTALİSTLER

Tunus’ta bir üniversiteli gencin kendini yakmasıyla başlayıp dalga dalga tüm Arap ülkelerine yayılan isyan hareketlerinin öğrettiği çok şey var.

Tunus’ta ve Mısır’da insanlar ellerinde “ekmek” ile yürüyüşe geçti.  El-Hurriye (özgürlük), er-Rağife (ekmek) ve eş-Şerife (onur) diye yeri göğü inlettiler. Pide ekmeklerin üzerine el-Cu’i (açlık) ve el-Fakr (yoksulluk) yazılarıyla çığlık çığlığa bağırdılar.

Gel gör ki en “tuzu kurular” bizimkiler çıktı. Çünkü takip edebildiğim kadarıyla destek eylemlerinde “İslamcılar” zinhar ağızlarına “ekmek, açlık, yoksulluk” kelimelerini almadılar, almıyorlar. Bu sözleri “boğaz davası” diye aşağıladılar, aşağılıyorlar.

Keza sol guruplar da zihnar “Allah, Allahuekber” diyemediler, diyemiyorlar.

Oysa en azından saygı gösterip onların dilini kullanmaları gerekmiyor mu?

“Allah, ekmek, özgürlük” diye bağırılırken İslamcıların “ekmek”, solcuların da “Allah” sözünden kaçtıklarını gözlerimle gördüm.

Çok tuhaf.

Tuhaftan da öte “Allah’ın sesi ile yoksulun sesini ayırma projesi” dediğimiz operasyonun trajik kurbanları olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Bir taraf “açlık, yoksulluk, ezilen” diyor Allah diyemiyor, diğer taraf “Allah, din, iman” diyor açlık, yoksulluk, emek diyemiyor.

Nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça…

Oysa Tunus’tan yayılan isyan dalgası bunu nasıl da aştı.

İnsanlar ellerinde ekmeklerle yürüdüler ve meydanlar “Özgürlük, Ekmek, Onur, Allahuekber” sesleriyle inledi, inliyor…

Bakın, Anadolu’nun bir köyüne veya kasabasına gidin. İnsanların yerde gördükleri iki şeyi alıp öperek yukarı koyduklarını göreceksiniz; Kur’an ve ekmek…

Kur’an ve ekmek…

Allah ve emek…

Özgürlük ve onur…

Yeryüzünde bundan daha yüce, bundan daha büyük bir dava var mıdır?

“Ekmek” emeğin sembolüdür.“Emek” Kur’an’da yegâne insani değerdir; “İnsan için emeğinden başkası yoktur.” (Necm; 39) der Kur’an.Emeğin hakkı Allah’ın hakkıdır.Yoksula vermek Allah’a vermektir.Emeği sömürmek Kur’an’a göre en büyük günah olup Allah’a şirk koşmak demektir.

***Mağaradan şehre inen adam “Beni örtün, beni örtün” dedi.

Eşi Hatice onu şöyle teselli etti:

“Sen öksüzü korursun, yoksulun yanında olursun ve asla yalan söylemezsin. Bu duyduğun ses İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya gelenin aynısı Namus-u Ekber’dir, korkma.”

Bu sözler daha sonra Mâun adıyla sure oldu, ayetleşti.

Öksüzü korumak…

Yoksulun yanında olmak…

Ve asla yalan söylememek…

Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.

Ey “emek, açlık, yoksulluk” kelimelerini ağızlarına alamayan tuzu kurular!

“Öksüzü korumadan”, “yoksulun yanında olmadan” İslam mı olur sanıyorsunuz?

Nereye gidiyorsunuz?

Sizinki hangi din?

Hangi hayvana kıyacaksınız bu Bayram?Emek-Tozu

Reklamlar